ŞANTAJ VE TEHDİT SUÇU HAGB EMSAL GÖREVE İADE KARARI

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) bünyesinde sözleşmeli “arama ve kurtarma teknikeri” olarak atanmaya hak kazanan müvekkilimizin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, kurum tarafından olumsuz sonuçlandırılmıştır. Bu ret kararına, müvekkilimizin geçmişte şantaj ve tehdit suçlamaları nedeniyle almış olduğu Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı gerekçe gösterilmiştir. Bu uyuşmazlıkta idare mahkemesi söz konusu eylem ve olguların davacının arama ve kurtarma teknikeri olarak atanmasına engel olacak ağırlıkta olmadığı kanaatiyle atamanın uygun görülmemesi işlemini iptal etmiştir. Anılan kararı yazımızın devamında paylaşılmıştır. İçindekiler sekmesinden doğrudan ulaşabilirsiniz.

ŞANTAJ VE TEHDİT SUÇU HAGB EMSAL GÖREVE İADE KARARI

Aşağıda hakkında şantaj ve tehdit suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan bir müvekkilimiz için açtığımız davada verilen iptal kararını emsal olarak değerlendirilmesi için sunuyoruz.

ŞANTAJ VE TEHDİT SUÇU HAGB EMSAL GÖREVE İADE KARARI

HAGB MEMURİYETE ENGEL Mİ?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı gerekçe gösterilerek güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılması Anayasa ile güvence altına alınmış çalışma hakkını ve masumiyet karinesini ihlal etmektedir. HAGB’nin memuriyete engel olup olmadığına ilişkin ayrıntılı makalemizi okumak için bu yazının üzerine tıklayabilirsiniz.

Anayasa’nın 70. maddesi uyarınca her Türk vatandaşı kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Müvekkilin atanmasının engellenmesi, anayasal bir hakkın ihlali sonucunu doğurmaktadır. Bu yönüyle işlem, yalnızca idari mevzuata değil, Anayasa’ya da aykırıdır.

Atamanın uygun görülmemesi sebebiyle yıllarca eğitimini aldığı mesleği icra edemeyecek olan müvekkil ciddi bir şekilde mağdur edilmiş, davalı kurumun değerlendirme komisyonu tarafından makul bir hukuki gerekçe sunulmamış, bilgi verilmemiş olup müvekkilin Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı ve masumiyet karinesi ilkesi ihlal edilmiştir. Müvekkil herhangi bir mahkumiyet kararı olmadan davalı kurumun takdiri kararıyla tabiri caizse suçlu muamelesi görmüş ve en temel hakkı olan çalışma hakkı kısıtlanmıştır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının düşme kararının da alınmasına rağmen herhangi bir sınırlama olmaksızın, atanılacak kurum dikkate alınmadan ve herhangi bir zaman sınırına tabi olmaksızın kişinin ömür boyunca önüne engel olarak çıkarılması ölçüsüz ve hukuka aykırı olacaktır. Böyle bir bakış açısı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuki sonuç doğurmama özelliğini ortadan kaldıracak ve bu karar türünü işlevsiz hale getirecektir. Danıştayın benzer bir konuda vermiş olduğu kararı fikir olması açısından aşağıda sunuyoruz.

Danıştay 12. Daire 17.09.2015 T. 2015/2238 E. 2015/4853 K. Künyeli kararında da bu hususa değinerek “5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmış olmasının bu hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade ettiği ve Kanun’da öngörülen denetimli serbestlik süreleri içinde yeniden suç işlenmemesi halinde söz konusu suçun hiç işlenmemiş kabul edileceği belirtilmektedir. Davacının yaklaşık 11 yıl önce ve henüz 18 yaşında iken gerçekleştirdiği fiiller nedeniyle görevli memura mukavemet suçundan 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına ve bu sürenin herhangi bir yasaklamada bulunulmadan veya yükümlülük yüklenilmeden geçirilmesine karar verilmesinin, söz konusu fiilin niteliği ve aradan geçen süre göz önüne alındığında hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına neden olduğundan söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu duruma göre; davacının atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, kullanılmayan 45,60-TL tutarındaki yürütmenin durdurulması harcı ile artan posta gideri avansının davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 17.09.2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.” gerekçeleriyle idari işlemin iptaline karar vermiştir. Müvekkilin durumu da benzer niteliktedir.


Güvenlik Soruşturması olumsuz gelenler ne yapmalı?

Kurumlar, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması aşamasında şantaj ve tehdit gibi suçlardan verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararlarını zaman zaman olumsuz bir kriter olarak değerlendirebilmektedir. Ancak hukuken HAGB bir mahkumiyet hükmü değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, şantaj ve tehdit suçlamasıyla alınan bir HAGB kararı, kişinin devlet memuru veya sözleşmeli personel olmasına doğrudan engel teşkil edecek nitelikte ve ağırlıkta değildir. İdarenin salt bu gerekçeyle verdiği ret işlemleri hukuka aykırılık taşımaktadır. Güvenlik soruşturması olumsuz gelenler kararın tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde idare mahkemelerinde iptal davası açmalıdır.

Güvenlik soruşturması iptal davaları ne kadar sürer?

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması sebebiyle atamanın uygun görülmemesine yönelik açılan idari işlemin iptali davaları davanızın görüldüğü mahkemenin yoğunluğuna göre değişmekle birlikte ortalama 7-8 ay içerisinde sonuçlanmaktadır.

İdare hukuku alanında yazmış olduğumuz makaleleri ve diğer emsal kararları görmek için bu yazının üzerine tıklayabilirsiniz.

Yorum yapın