İdare hukukunda dava açma süreleri, hak kayıplarının yaşanmaması adına en çok dikkat edilmesi gereken usul kurallarının başında gelir. Genel dava açma süresi Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 gün olsa da mevzuatımızda yer alan çok sayıdaki “özel dava açma süresi”, hak arayan vatandaşlar ve hatta avukatlar için bile zaman zaman kafa karıştırıcı olabilmektedir.
Peki, idare tesis ettiği işlemde bu “özel” ve kısa dava açma süresini vatandaşa bildirmezse ne olur? Anayasa Mahkemesinin yakın tarihli Serkan Atıcı Başvurusu (Başvuru Numarası: 2020/19217) kararı, bu soruya çok net ve hak arama hürriyetini güvence altına alan bir cevap veriyor.
Başvuruya Konu Olayın Özeti
Başvuruya konu olan olayda, 2018 yılı Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (YDUS) kapsamında tercihte bulunan bir adayın, tercihinin idarece değerlendirmeye alınmadığına dair işlem 1/10/2019 tarihinde açıklanmıştır. Başvurucu, bu işlemin iptali istemiyle 21/10/2019 tarihinde idare mahkemesinde dava açmıştır.
Ancak mahkeme, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 20/B maddesine göre ÖSYM tarafından yapılan sınavlara ilişkin davalarda dava açma süresinin 10 gün olduğunu belirterek, 20. günde açılan bu davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararın Danıştay tarafından onanması ve kesinleşmesi üzerine , süreç Anayasa Mahkemesine taşınmıştır.
Anayasanın 40 ıncı maddesi Kapsamında İdarenin Bildirim Yükümlülüğü
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40. maddesi son derece açık bir güvence sunar: Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
AYM’nin önüne gelen bu dosyada temel tartışma konusu şuydu: İdare, genel dava açma süresinden çok daha kısa olan 10 günlük bu özel süreyi tesis etmiş olduğu işleminde açıkça göstermemişken, mahkemenin davayı sırf bu kısa süre kaçırıldığı için reddetmesi hukuka uygun mudur?
Anayasa Mahkemesi bu kararında başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Uygulamada kamu idarelerinin neredeyse tamamına yakını ilgili idari işlemi muhataba tebliğ ederken dava açma süresinden bahsetmemektedir. Her ne kadar vatandaşlar kendi imkanlarıyla araştırarak dava açma süresini öğrenebilmekteyken her vatandaşın bilinçli bir vatandaş olmasının beklenerek dava açma süresini araştırmasının beklenmesi hakkaniyetle bağdaşmamaktadır. Vatandaş dava açma hakkı olduğunu bile bilmiyor olabilir. Dolayısıyla idari işlemlerin muhataba tebliği yapılırken idari işleme karşı dava açma süresinin belirtilmesi önem arz etmektedir.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı Neye İşaret Ediyor?
Anayasa Mahkemesi, kararında 2022 yılında verilmiş olan çok önemli bir Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararına atıf yapmıştır. Mevzuattaki dağınık özel dava açma sürelerinin kişilerde yanılma ihtimali yaratabileceğine dikkat çeken Danıştay, şu tarihi içtihadı ortaya koymuştur:
Özel dava açma süresine tâbi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde ya da yazılı bildirimde açıklanmaması hâlinde, dava konusu işlemin tebliğ tarihinden itibaren özel dava açma süresi değil, genel dava açma süresi (idare mahkemelerinde 60 gün) uygulanmalıdır. Bu yaklaşım, hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkesi ile mahkemeye erişim hakkı arasındaki hassas dengeyi sağlamaktadır.
AYM Kararı: Mahkemeye Erişim Hakkı İhlal Edilmiştir
AYM, tüm bu hukuki arka plan ışığında başvurucunun durumunu değerlendirmiştir. İdare yargısındaki mevcut mevzuat dağınıklığı ve özel sürelerin öngörülebilirliği zorlaştırması gerçeği karşısında, idarenin süreyi bildirmeme hatasının faturası vatandaşa kesilemez.
Yüksek Mahkeme, özel dava açma süresinin gösterilmediği bir durumda davanın süre aşımından reddedilmesinin;
- Başvurucu üzerinde ağır bir yüke sebep olduğunu,
- Müdahalenin hedeflenen meşru amaçla orantısız olduğunu,
- Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini hüküm altına almıştır.
Sonuç olarak AYM, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve yeniden yargılama yapılması için dosyayı ilgili İdare Mahkemesine göndermiştir.
Bu Karar Neden Önemli?
Bu emsal karar, idari davalarla ilgilenen hukukçular ve idarenin haksız işlemlerine maruz kalan vatandaşlar için çok güçlü bir savunma aracı sunmaktadır. Özetiyle: Devlet, kestiği cezada, verdiği ret yanıtında veya tesis ettiği herhangi bir olumsuz idari işlemde size ne kadar sürede, nereye başvuracağınızı yazılı olarak bildirmek zorundadır. Eğer idare bu yükümlülüğünü yerine getirmez ve uyuşmazlık özel bir dava açma süresine (örneğin 10 gün, 15 gün, 30 gün) tabi ise, artık sizin için 60 günlük genel dava açma süresi işleyecektir.
İdari dava açma süresini kaçıranlar ne yapabilir?
Her ne kadar 2577 sayılı İYUK’un 7 inci maddesi gereği idari dava açma süresi yazılı bildirimin yapıldığı tarihten itibaren başlasa da kanaatimizce Anayasanın 40 ıncı maddesi gereği yazılı bildirim de yeterli olmayıp, tebliğ evrakında dava açma süresi de açıkça belirtilmelidir. Bu nedenle idari işlemin iptali için genel dava açma süresi olan tebliğden itibaren 60 gün içerisinde dava açamayanlar, eğer tebliğ evrakında dava açma süresi belirtilmediyse Anayasanın 40 ıncı maddesini gerekçe gösterilerek dava açma imkanı bulunmaktadır.
Hukuki haklarınızı ararken usule ilişkin bu tür engellerle karşılaşmamak adına, her idari işlemin tebliğinden itibaren vakit kaybetmeksizin uzman bir idare hukuku avukatından destek almanız büyük önem taşımaktadır. Web sitemizde yayınlanan hukuki yazılar, hukuki yorumlara dayanmaktadır. Hukuk dinamik bir alan olup içtihat değişiklikleri olabilmektedir. Bu nedenle dava açmadan önce avukatınızdan güncel içtihatlar hakkında hukuki tavsiye almanız önemlidir.