AYM’den Emsal Garson SD Kart Verileri Kararı: Doğan Doğan ve Mehmet Emin Okyay Karar Analizi

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 2/4/2026 tarihli Doğan Doğan ve Mehmet Emin Okyay kararları, emniyet mahrem yapılanması kodlamalarının ve “Garson” verilerinin OHAL ihraçlarında tek başına delil olup olamayacağını netleştirdi. İşte AYM kararlarının detaylı hukuki analizi.

OHAL KHK İhraçları ve “Garson” SD Kart Verilerinin Hukuki Niteliği

15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hâl (OHAL) sürecinde, binlerce kamu görevlisi kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile meslekten ihraç edilmiştir. Bu ihraç işlemlerinin yargısal denetimi sürecinde en çok tartışılan ve yargı kararlarına dayanak oluşturulan delillerin başında, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) personeline yönelik tutulan “Garson” kod adlı gizli tanığın teslim ettiği SD kart verileri gelmektedir.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, 2/4/2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Doğan Doğan Başvurusu (Başvuru No: 2023/1011) ve Mehmet Emin Okyay Başvurusu (Başvuru No: 2023/47320) kararları ile emniyet mahrem yapılanması kod listelerinin idari yargı denetiminde nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair çok kritik kıstaslar ortaya koymuştur. Bu makalede, her iki karar arasındaki temel nüansları ve AYM’nin “yan delil/destekleyici bulgu” şartını inceleyeceğiz.

1. Olayların Özeti ve Başvuru Süreçleri

Doğan Doğan Başvurusu (A4 Kodlaması ve Somut Eylemler)

Başvurucu Doğan Doğan, Antalya Aksu İlçe Emniyet Müdürlüğünde ilçe emniyet müdür yardımcısı olarak görev yapmaktayken 677 sayılı KHK ile ihraç edilmiştir. İhraç kararına karşı yapılan itirazda, örgüt arşivinde “A4” (teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan kişi) olarak kodlandığı tespit edilmiştir. Ancak idari yargılama ve ceza mahkemesi safahatında somut bir eylem olarak; başvurucunun görev yaptığı dönemde alt amirlerce tanzim edilen bir FETÖ/PDY aleyhine cumhurbaşkanına hakaret ve örgüt övgüsü içeren raporu işleme koymadığı ve “rapor bu şekilde dursun” diyerek sümen altı ettiği tanık ve ifade beyanlarıyla sübuta ermiştir. Neticede derece mahkemeleri ihraç işlemini hukuka uygun bulmuştur.

Mehmet Emin Okyay Başvurusu (EA Kodlaması ve Ceza Yargılamasında Beraat)

Diğer başvurucu Mehmet Emin Okyay ise Niğde İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru iken 692 sayılı KHK ile ihraç edilmiştir. Örgüt verilerinde “EA” (örgütü benimseyen ancak bazı zaafları olan kişi) olarak kodlandığı gerekçesiyle OHAL Komisyonu ve idare mahkemesi tarafından davası reddedilmiştir.

Doğan Doğan vakasından farklı olarak Mehmet Emin Okyay hakkında Niğde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ceza soruşturmasında “Kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına” (Takipsizlik) karar verilmiştir. Kararda başvurucunun ByLock kullanmadığı, Bank Asya hesabını sadece rutin işler (kredi ödemesi vb.) için kullandığı, çocuğunu devlet okuluna gönderdiği ve örgüt lehine hiçbir somut faaliyeti bulunmadığı açıkça saptanmıştır. İdare mahkemesi kararı azlık oyuyla, bölge idare mahkemesi kararı ise “üst amirin olumlu kanaatine rağmen” oyçokluğuyla göreve iade için açılan iptal davası reddedilmiştir.

2. AYM’nin Hukuki Değerlendirmesi: Masumiyet Karinesi ve Özel Hayata Saygı Hakkı

Her iki başvuruda da öne sürülen temel iddialar; kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı olmaksızın meslekten çıkarma nedeniyle masumiyet karinesinin ihlali ve mesleki hayatın sona ermesinin doğurduğu sosyal/ekonomik sonuçlar nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlalidir.

Masumiyet Karinesine İlişkin Değerlendirme

Anayasa Mahkesi, her iki kararda da masumiyet karinesine yönelik iddiaları “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. AYM, idari yargı yerlerinin kullandığı dilin, başvurucuların ceza hukuku anlamında suçlu olduğu yönünde bir çıkarım içermediğini; kamu görevinden çıkarılma işleminin bir “suç ceza yargılaması” değil, devletin sadakat yükümlülüğü çerçevesinde tesis ettiği idari bir tedbir olduğunu yinelemiştir.

Özel Hayata Saygı Hakkı ve “Tek Başına Kodlama” Ölçütü

AYM, özel hayata saygı hakkının ihlal edilip edilmediğini incelerken iki dosya arasında tarihi bir ayrım yapmıştır:

  • Doğan Doğan Kararı (İhlal Olmadığı Sonucu): AYM, Doğan Doğan başvurusunda sadakat ve bağlılığı üst seviyede gösteren “A4” kodlamasının yanı sıra, adli/idari soruşturma dosyasında yer alan “örgüt lehine tutulan tutanağı işleme koymama/sümen altı etme” şeklindeki somut idari tutumun ve tanık beyanlarının varlığını gözetmiştir. Kodlamanın somut eylemlerle desteklenmesi nedeniyle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE karar vermiştir.
  • Mehmet Emin Okyay Kararı (İHLAL KARARI): Mehmet Emin Okyay başvurusunda ise AYM, fişleme listesinde “EA” yazıyor olmasının yanı sıra dosyada hiçbir destekleyici delil, tanık beyanı veya idari somut kusur bulunmadığına dikkat çekmiştir. Aksine, ceza soruşturmasında örgütle bağının bulunmadığı tespit edilmiş ve idari amirleri “17/25 Aralık’tan sonra tarafsız görev yapabileceği” yönünde olumlu görüş bildirmiştir. AYM, hiçbir yan delille desteklenmeyen soyut fişleme/kodlama verilerinin tek başına bağlayıcı kabul edilerek ihraç işleminin onanmasını hukuka aykırı bulmuş ve özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE hükmetmiştir.

3. Kararın Pratik ve Sektörel Sonuçları: Fişleme Verileri Tek Başına İhraç Gerekçesi Olamaz

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun bu iki kararı bir arada okunduğunda, idari yargıda süregelen çok önemli bir hata sonlandırılmıştır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin ceza yargılamaları için benimsediği “SD kart kodlamaları tek başına mahkûmiyete yetmez, destekleyici delil aranır” ilkesi, bu kararla birlikte idari yargı denetimi ve KHK ihraçları için de bir zorunluluk hâline getirilmiştir.

Kararın getirdiği temel ilkeler şunlardır:

  1. Genelleme Yapılamaz: Kişilerin iradesi dışında bir örgüt yöneticisi (mahrem imam) tarafından Excel tablolarına kodlanmış olması, destekleyici somut eylemler yoksa genelleme yapılarak irtibat/iltisak sayılmaz.
  2. Takipsizlik ve Beraat Kararlarının Etkisi: Ceza muhakemesinde ByLock, Bank Asya artışı, sendika, dernek veya okul gibi hiçbir kriter bulunmadığı için takipsizlik alan bir kişinin kamu görevine iade edilmemesi durumunda idarenin somut ve denetlenebilir ek deliller sunması şarttır.
  3. Ölçülülük ve Hukuki Denetim: Destekleyici kanıt içermeyen idari kararlar, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini ölçüsüz şekilde zedeleyerek Anayasa ihlaline yol açar.

Sonuç

AYM’nin Doğan Doğan ve Mehmet Emin Okyay kararları, OHAL hukuku ve idari yargılama usulü açısından bir dönüm noktasıdır. Yargı organlarının soyut veri tabanı kayıtları ile somut olgusal temeller arasındaki farkı iyi ayırt etmesi gerektiğini ortaya koyan bu kararlar, gelecekte açılacak iade ve tazminat davalarında idari yargı mahkemelerine doğrudan rehberlik edecektir. İdare mahkemesinde yargılama süreci devam eden kişiler Mehmet Emin OKYAY kararını emsal olarak dosyaya sunabilir.

İdare hukuku alanında yazmış olduğumuz diğer makaleler için bu yazının üzerine tıklayabilirsiniz.

Yorum yapın