Talha Yayla Avukatlık & Danışmanlık

Makaleler Uluslararası Hukuk

Yabancı Mahkeme Kararı Tanıma ve Tenfiz Davası

Yabancı Mahkeme Kararı Tanıma ve Tenfiz Davası

Yabancı Mahkeme Kararı Tanıma ve Tenfiz Davası Nedir? Yabancı mahkeme kararları Türkiye’de nasıl tanınır? Bu yazımızda bu sorular cevap bulacaktır.

Tenfiz davası nedir?

Tenfiz davası yabancı ülkelerin hukuk mahkemelerinin verdiği ve yabancı devlet kanunları uyarınca kesinleşen kararların Türkiye hukuk sisteminde geçerli olması için açılan dava türüdür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 50. maddesinde düzenlenmiştir.

Uluslararası hukuk birliğini sağlamak ve kişilerin hak kayıplarını önlemek amacıyla yabancı devlet hukuk mahkemelerinin vermiş olduğu ve kesinleşen icrai kararların Türkiye’de sonuç doğurmasını sağlamak için Türkiye’de tenfiz davası açılmalıdır. Örneğin yabancı devlet hukuk mahkemesinin kesinleşen tazminat kararının Türkiye hukukunda sonuç doğurabilmesi ve icra edilebilmesi için tenfiz davası açılmalıdır.

Önemli not: Tenfiz davası sadece özel hukuk ilişkilerine dayanan kesin yabancı devlet mahkemesi hükümleri için açılabilmektedir. Ayrıca önemle belirtmekte fayda var ki tenfiz edilecek kararın yabancı devlet hukukuna göre kesinleşmesi şarttır.

Tenfiz edilebilecek mahkeme kararları nelerdir?

Yabancı devlet mahkemelerinin kesinleşen, kişilerin özel hukuka dair icrai kararları tenfiz davasına konu olan yani tenfiz edilebilecek kararlardır. Ayrıca 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 50. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yabancı mahkemelerin ceza ilamlarında yer alan kişisel haklarla ilgili kararlar da tenfiz edilebilmektedir.

Kimler tanıma ve tenfiz davası açabilir?

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’unun 52. maddesi uyarınca kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir. Burada vatandaşlık bakımından bir kısıtlama mevcut değildir. Hukuki yararın varlığı yeterlidir.

Tanıma ve tenfiz davası nasıl açılır?

Tenfiz davası yetkili mahkemelerin ön bürosuna verilecek bir dilekçe ile açılmaktadır. Bu dilekçede;

1- Tenfiz isteyenle, karşı tarafın ve varsa kanunî temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri

2- Tenfiz konusu hükmün hangi devlet mahkemesinden verilmiş olduğu ve mahkemenin adı ile ilâmın tarih ve numarası ve hükmün özeti

3- Tenfiz, hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa bunun hangi kısım olduğu

bilgileri yer almalıdır.

Tanıma ve tenfiz davasına hangi belgeler eklenir?

Dilekçeye ek olarak yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi eklenmelidir.

Tenfiz kararının şartları nelerdir?

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’unun 54. maddesi uyarınca tenfiz kararı verilebilmesi için;

1- Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayalı bir anlaşmanın varlığı ya da Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması

2- Kararın Türk mahkemelerinin yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması ya da davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması

3- Kararın kamu düzenine aykırı olmaması

4- Kararı veren yabancı devlet kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut yabancı devlet kanunlarına aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması (Yani kendisine karşı tenfiz istenen kişinin usule aykırılıktan dolayı tenfize itiraz etmemiş olması gerekmektedir.)

şartları aranmaktadır. Bu şartların varlığı halinde tenfiz talebi kabul edilecektir.

Tenfiz davasına itiraz

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 55. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davalı taraf tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir.

Tenfiz davasında karar

Türk mahkemesi tenfiz talebi konusu yabancı mahkeme kararının ilamını kısmen veya tamamen tenfizine ya da istemin reddine karar verebilmektedir. Bu karar yabancı mahkeme ilâmının altına yazılır ve hâkim tarafından mühürlenip imzalanır.

Tenfiz davasında yetkili mahkeme

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 51. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa ikamet ettiği yer mahkemesi, Türkiye’de yerleşim yeri veya ikamet ettiği bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleri tenfiz davasında yetkili mahkemedir.

Tenfiz davasında görevli mahkeme

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 51. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Ancak aile hukukuna ilişkin tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4/2 maddesi uyarınca aile mahkemeleridir.

Tenfiz edilen ilamın icrası

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 57. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tenfizine karar verilen yabancı ilâmlar Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi icra olunur. Örneğin tenfiz edilen tazminat kararı icra dairelerinden cebri icra yoluyla tazmin edilebilmektedir.

Tenfiz kararının temyiz edilmesi

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 57. maddesinin 2. fıkrası tenfiz isteminin kabul veya reddi hususunda verilen kararların temyizi genel hükümlere tabidir.

Önemli not: Tenfiz kararının üst mahkemeye götürülmesi yerine getirmeyi yani icrasını durdurmaktadır.

Tanıma davası nedir?

Tanıma davası, yabancı mahkeme kararının Türkiye hukuk sisteminde de kesin delil ya da hüküm olarak kabul edilmesi için açılması gereken bir dava türüdür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 58. maddesinde düzenlenmiştir.

İcrai bir hüküm bulundurmayan yabancı devlet mahkemelerinin vermiş olduğu kararların Türkiye hukukunda kabul edilmesi ve tanınması için tanıma davası açılmalıdır. Örneğin yabancı devlet mahkemesinde verilmiş olan boşanma ya da veraset ilamı kararının Türkiye’de tanınması için Türk mahkemelerinde tanıma davası açılması gerekmektedir.

Önemli not: Tanıma davası sadece icrai olmayan hükümlerin Türkiye hukukunda tanınması için açılabilmektedir. İcrai bir hüküm taşıyan ilamlar için (örneğin tazminat, nafaka gibi) tenfiz davası açılmalıdır.

“Tanıma

MADDE 58

(1) Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz.

(2) İhtilafsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tâbidir.

(3) Yabancı mahkeme ilâmına dayanılarak Türkiye’de idarî bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır.”

Tanıma davasının şartları

Tanıma davasının şartları ile tenfiz davasının şartları aynıdır. Bu bağlamda tanıma davası açılabilmesi için yabancı mahkeme kararının kesinleşmiş olması ve özel hukuk ilişkilerine dair bir ilam olması gerekmektedir.

Tanıma isteminin kabulünün şartları

Tenfiz isteminin kabulü şartları ile tanıma isteminin kabulü şartları aynıdır. Sadece tanıma isteminin kabulünde yabancı devlet ile Türkiye arasında mütekabiliyet esasına dayalı bir ilişki bulunması şartı aranmamaktadır. Bu bağlamda tanıma isteminin kabulü;

1- Kararın Türk mahkemelerinin yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması ya da davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması

2- Kararın kamu düzenine aykırı olmaması

3- Kararı veren yabancı devlet kanunları uyarınca, kendisine karşı tanıma istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut yabancı devlet kanunlarına aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması (Yani kendisine karşı tanıma istenen kişinin usule aykırılıktan dolayı tanıma davasına itiraz etmemiş olması gerekmektedir.)

Tanıma davasında yetkili mahkeme

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 51. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kendisine karşı tanıma istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa ikamet ettiği yer mahkemesi, Türkiye’de yerleşim yeri veya ikamet ettiği bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleri tanıma davasında yetkili mahkemedir.

Tanıma davasında görevli mahkeme

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 51. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tanıma kararları hakkında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Ancak aile hukukuna ilişkin tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4/2 maddesi uyarınca aile mahkemeleridir.

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorum Yaz

Değerlendirmeniz (opsiyonel):
WhatsApp